Merhaba!
Zaman dediğimiz mefhum hızlıca akıp gidiyor.Bakıyorum da son yazımın üzerinden kaç gün geçmiş,bloguma vakit ayıramamışım.Bazen olur ya hani vaktin bol olduğu zamanlar zamansızlıktan yakınır,hiçbir işimizi yetiştiremeyiz.Sanırım bende öyle bir ruh hali içerisindeyim.Üşengeçim bu aralar,bir o kadar da huzursuz.
İnsanoğlu şu hayatta hep mutluluk istiyor,mutluluğu arıyor,mutlu olmak için yaşıyor belki de.Ama yaşadıklarınız, size bu hayatın bir sınavdan ibaret olduğunu,yaşanan tüm zorlukların O'na bir adım daha yaklaşabilmenin anahtarı olduğunu gösteriyor.Bazen keşke dediğiniz şeylerin ne kadar anlamsız;üzüntülerinizin,sitemlerinizin,pişmanlıklarınızın boş olduğunu anlıyorsunuz.Efendiler Efendisi'nin şu sözü şimdi yüreğinize daha bir işliyor:"İnsanlar uykudadır,ancak ölünce uyanırlar".Ömür akıp giderken bu rüyaya yani hayata daha sıkı sarılıyor sanki insan.Hastalıklarla imtihan olurken ölümün kıyısında olmak korkutuyor insanı.Sevdiklerinin bu dünyadan bir gün gideceklerini bilse bile ölümün ihtimali bile sarsıveriyor.İşte tam da böyle daralınca kalbi "Ya Fettah!Hakkımızda herşeyin hayırlısını eyle,hayırlı olana gönlümüzü razı eyle" diye dua edip ona yakarıyor, ferahlatıyor kalbini...
Evet hayat dediğimiz kavram anların toplamı...Anları toplayıp anı haline getiren Halide Edip Adıvar'ı okudum blogumdan ayrı kaldığım günlerde."Mor Salkımlı Ev"Halide Edip'in çocukluk yıllarını geçirdiği, içinde hatıralarını barındığı ev.Kitabında ise çocukluk günlerinden başlayarak 1918 li yıllara kadar yaşadıklarını,kolej yıllarını,balkan savaşı sırasında öğretmenlik yaptığı günleri,ülkenin durumu,İttihatçıların faaliyetlerini anlatıyor.Anı türünü edebiyat okurlarına sevdirebilecek bu kitabı siz izleyenlerime tavsiye ediyor,mutlu bir hafta diliyorum...
kitap tanıyalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap tanıyalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Eylül 2012 Pazartesi
31 Temmuz 2012 Salı
İki Darbe Arasında-İskender Pala
"Çok şükür ki mazlum oldum,zulmeden olmadım" diyerek başlıyor kitabına ve aynı cümlelerle son veriyor cümlelerine İskender Pala.
İskender Pala denilince çoğumuzun aklına onun edebiyatı muhteşem bir şekilde kullanabilmesi gelir."İki Darbe Arasında" adlı kitabında asker kimliğiyle karşımıza çıkar Pala.TSK da geçirdiği 15 yılı onun için pek çok zorluklarla doludur.Sadece kendisi değil ailesi de büyük bir sınavdan geçmektedir.Eşinin baş örtülü oluşu,namaz kılması yeterlidir "irticacı"(!) olarak ordudan ihraç edilmesi için.
Astsubay Hazırlık Okulu Kütüphanesi'ne giren "gerici" kitapların yakılması,eşiyle birlikte gittiği Heybeliada orduevinden başörtüsü yüzünden atılması,ordunun bilime verdiği değer(!),eski dilde okuduğu kitapların Kur'an zannedilmesi ve daha birçok acı hatırası yer alır bu kitapta.Okurken bazen bildikleriniz karşınıza çıkıyor.Bazen de "Bu kadar da olmaz" diyorsunuz ama belgelerle destekliyor sözlerini İskender Pala.
Okudukça şu cümlesinin doğruluğunu daha çok anlıyorsunuz: "Bizden farklı olanları kategorize edip ötekileştiriyoruz".Maalesef günümüzde de devam eden insanların kimliklerine karşı taşıdığımız önyargı kitapta çok güzel ele alınıyor...
Siz takipçilerime İki Darbe Arasında'yı tavsiye eder,hayırlı ramazanlar dilerim...
18 Temmuz 2012 Çarşamba
"Yabancı" ve Yaşamın Anlamı
Bugün sizlere 1957 nobel ödüllü Albert Camus'nün "Yabancı" adlı kitabından bahsetmek istiyorum.Fransız yazar Camus edebiyat dünyasında önemli bir yere sahiptir.Varoluşçuluk felsefesi ve absürdizmden izler taşır kitapları...
"Yabancı" ise çok ses getirmiş,kişinin toplum ve kendisi arasındaki iletişimi,insanın bu dünyadaki 'mana'yı bulma çabasını anlatan bir kitap.Baş kahraman Meursault bir Arap'ı öldürmekten dolayı yargılanır.Meursault'a göre herşey "saçma"dan ibarettir.Yaşam anlamsızdır,sadece bir alışkanlıktır.Madem ki hayat ölümle sonuçlanıyor,insanın bu dünyada verdiği mücadele "absürttür".O zaman yaşamamak da bir seçimdir ve insan kendi hayatına son verebilmelidir diye düşünür yazar Albert Camus.
Yüz onbir sayfalık kısa bir kitap olan "Yabancı" bir oturuşta bitiveriyor.Yalın bir dil kullanılmış ve Meursault'ın iç çatışmaları ön planda.Her ne kadar bana pek hitap etmese ve inançlarıma zıt bir akım olsa da Absürdizm güzel bir şekilde işlenmiş "Yabancı" da.Farklı perspektiflere açık olan siz takipçilerime bu kitabı öneriyor,keyifli okumalar diliyorum:)
3 Temmuz 2012 Salı
Blogdan Al Haberi
Merhaba Arkadaşlar,
Bir kitap tanıtımıyla blog yazılarıma başlıyorum...:)
Bir kitap tanıtımıyla blog yazılarıma başlıyorum...:)
Blogdan Al Haberi-Zeynep Atikkan/Aslı Tunç
Bir kitabta bizi ilk cezbeden şey nedir?Kimilerine göre kitabın adı,kimilerine göre yazar kimilerine göre arka kapak yazısıdır.Beni bu kitaba iten etmen ön kapaktaki kullanılan açık yeşil renk:)Kitap kapağının canlılığı ve kitabın adı benim dikkatimi çekti.Kitabın içeriğine gelince...Gazeteci yazar Zeynep Atikkan ve akademisyen Aslı Tunç akıcı üsluplarıyla günlük hayatımızın neredeyse merkezi olan blog dünyasının çıkış noktasını,etkilerini,dünyada blog aleminin işleyişini okuyucuya sunuyor.Türkiye'deki blog dünyası hakkındaki izlenimleri de okunmaya değer."Gazetecilik tehlikeye mi girdi,bloglar gazetecilik sayılır mı,konusunda uzmanlaşmış bloglar hangileridir?" vb. sorulara cevap buluyor.Bunun yanı sıra birtakım blog isimleri vererek takip edebileceğiniz yeni ufuklar açıyor.Okunması gerekenler listenize alabileceğiniz bu kitabı herkese tavsiye ediyorum.Bu kitap sayesinde sanal alemin hiçte hafife alınmayacak,kitleleri etkileyebilecek bir araç olduğunu anladım.Bloglar,sadece bireyleri değil bir ulusu da etkileyebilecek haber sızdırma platformlarıyla(Wikileaks gibi) tüm dünyayı sarsabiliyor.İşte kitap...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





